92406 kayıt bulundu.
1. isim , isim , kimya , kimya , isim , isim , kimya , kimya , Atom numarası 30, atom ağırlığı 65,37, mavimsi beyaz renkte olan sert bir element, tutya (simgesi Zn)
2. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bu elementten yapılmış
1. Odamız yaz günleri çinko damın altında yanar durur.
1. Odamız yaz günleri çinko damın altında yanar durur.
Lisan : İtalyanca zinco
Telaffuz : çi'nko
1. isim , isim , isim , isim , Tombala oyununda kartın bir veya iki sırasını doldurma
1. Tombalada hem birinci hem de ikinci çinkoyu o yaptı.
1. Tombalada hem birinci hem de ikinci çinkoyu o yaptı.
2. ünlem , ünlem , ünlem , ünlem , Tombala oyununda kartın bir veya iki sırasını ilk olarak dolduran kişinin kazandığını bildiren ve açıkça söylenen söz
Lisan : İtalyanca cinque
Telaffuz : çi'nko
1. isim , isim , isim , isim , Çoğaltılmak istenilen resim veya yazıların kalıbını çinko üzerine çıkarma sanatı
Lisan : Fransızca zincographie
1. isim , isim , isim , isim , Çınlamak işi
1. Derhâl asabi, ince, deli sesi çınlamaya başlar, etrafı kasıp kavurur ve kıyametleri koparırdı.
1. Derhâl asabi, ince, deli sesi çınlamaya başlar, etrafı kasıp kavurur ve kıyametleri koparırdı.
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , `Çın` diye ses çıkarmak
1. Kulaklarımda bir dünya nağmesi / Bir büyük çalgı var içimde çınlar
1. Kulaklarımda bir dünya nağmesi / Bir büyük çalgı var içimde çınlar
2. Yankı vermek
1. Bir ses, benzeri işitilmemiş bir kahkaha gibi çınladı.
1. Bir ses, benzeri işitilmemiş bir kahkaha gibi çınladı.
1. -i , -i , -i , -i , Çınlatma ihtimali veya imkânı bulunmak
2. Çınlatmaya gücü yetmek
1. isim , isim , isim , isim , Çınlatmak işi
1. Sahnenin önüne dizilen dört hoparlörden geçen saz sesleri, salonu çınlatmaya başladı.
1. Sahnenin önüne dizilen dört hoparlörden geçen saz sesleri, salonu çınlatmaya başladı.
1. isim , isim , isim , isim , Çınlama işi
1. Kahkahalarımın çınlayışı o kadar berraktı ki her kusurum affolunuyordu.
1. Kahkahalarımın çınlayışı o kadar berraktı ki her kusurum affolunuyordu.
1. -i , -i , -i , -i , Hafifçe kızdırmak, sinirlendirmek
1. Çok koşuşturuyorum, az yazıyorum diye kızardı, bir şeylere kızar beni de cinlendirirdi.
1. Çok koşuşturuyorum, az yazıyorum diye kızardı, bir şeylere kızar beni de cinlendirirdi.
1. bir yer ıssız olmak
1. Şimdi koca çiftliğin yirmi odasında cinler top oynuyor.
1. Şimdi koca çiftliğin yirmi odasında cinler top oynuyor.
1. çok kızmak
1. Gidip oyunu seyretmiş. Seyretmiş ama bütün cinleri de tepesine çıkmış.
1. Gidip oyunu seyretmiş. Seyretmiş ama bütün cinleri de tepesine çıkmış.
2. Biraz fazlaca gülsen, bir parça kısa giysen cin tepesine biniyor.
2. Biraz fazlaca gülsen, bir parça kısa giysen cin tepesine biniyor.